17 Mart 2010 Çarşamba

Küçük Meryem
Hikayeler > Hikaye > Yaşamdan Hikayeler > Küçük Meryem

Küçük Meryem fakir ailenin kızıydı. Babası çiftçilik yapardı. Üç beş evlek tarla ile ailesini geçindirmeye çalışırdı. Gel velâkin yaptığı çiftçilik ne kendi ihtiyacını ne de ahırdaki hayvanların ihtiyacını karşılıyordu. Boş zamanlarında ormana giderek odun kesip satardı ailesinin maişetini kazanmak için.
Meryem akıllı terbiyeli ve de güzel kızdı. Daha sekiz yaşındaydı. O zamanda ateş yakmak için herkeste kibrit, çakmak ne gezer. Bir gün evlerinde ateş sönmüştü. Yeniden ateş yakmak için komşudan kor/köz getirmek gerekiyordu. Hani derler ya. “komşu komşunun külüne muhtaçtır” tam bu misal.
Komşuları Muhsin dede de erenlerden bir zattı. Köyün ilim irfan sahibi bir ulusuydu. Herkes meramını ona anlatır ondan bir yardım isterdi. Ondan ders alan talebeleri de vardı.
Meryemgilin ocağındaki ateş sönmüştü. Annesi Meryem’e “koş kızım Muhsin dedenden ateş alda gel şu odunları tutuşturayım da akşama yemek yapayım” der.
Meryem ne külküreği nede o ateşi (kor veya köz) üzerine koyarak getirecek bir şey almadan Muhsin dedenin kapısını çalar.

-Muhsin dede bana bir köz verirmisin ateş yakacağız.

Muhsin Dede
-Kızım var git, ocaktan ateşi, közü al ama o kızgın koru eve nasıl, neyle götüreceksin?

Meryem hiç düşünmeden iki elini birleştirerek avucunu açtı ve Muhsin Dedeye:
-Dede şuradan biraz kül koyarmısın avucuma.

Dede ocaktaki kül küreği ile biraz kül alıp Meryem’in küçücük avucuna koyar. Ama o ilim irfan sahibi Muhsin dede hala Meryemin ateşi nasıl götüreceğini kestirememiştir.

Meryem :
-Dede oradan bir tanede köz alarak külün üstüne koyarmısın.

Dede denileni yapar ama gözleri koca koca olmuştur. Hayretler içerisinde kendi kendine derki “Ey Âdemoğlu akıllı olduğunu sanıyorsun, hâlbuki küçücük çocuktan bile alacağın dersler var kendini âlim zannedip de havalara girme, bulutlarda gezme, ayağın yere bassın Ey Muhsin Efendi!”

Meryem:
-Muhsin dede teşekkür ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder